nnukhett.sitemynet.com
sedlogo2.jpg

ÖYKÜLER
GECE GÜNEŞİ
ŞAMPİYON K..
SESSİZ VADİ
SORUNLU C...
KIRMIZI U...
HAZİNE AVI
TROPIK ADA..
Yazar...
Linkler

SESSİZ VADİ


SESSİZ VADİ

Ingra, ataları Vikingler gibi güçlü ve açık sarışındı. Norveç'in batısında, buzulların oyarak oluşturduğu çok sayıdaki fiyodun birinde, küçücük bir kasabada yaşıyordu. Dünyanın kalabalık bölgelerine kıyaslanırsa onun kasabası çok tenha ve ücra kalırdı. Ama Ingra kasabasının sakin güzelliğine bayılıyordu. Hem kasabalarında çok az kişi yaşıyordu ama liseleri bile vardı. Annesi de kasabanın minik hastanesinde hemşireydi. Babası, bir somon balığı çiftliğindeki işine vasıta ile gidiyordu ama araba yerine deniz motoruyla. Yoksa dik, karlı dağları ve fiyordları arabayla aşmak çok uzun sürerdi.

O gün baharın başlarında güneşli bir gündü. Dünyanın bu bölgesinde çok yağmur yağdığı için güneşli bir gün evde oturarak ziyan edilemezdi. Norveçlilerin çoğu gibi, Ingra da henüz kar örtüsü kalkmamışken bile dağlarda gezmeyi severdi. Ingra ve kardeşi Pal, babalarından, onları daha önce hiç gitmedikleri bir yere götürmesini istediler.

Ailece arabaya atlayıp yola çıktılar. Fakat önce, büyük bir fiyordu geçmek için feribota binmeleri gerekti. Sonra, uzun tünellerden ve uçurumların kenarındaki daracık yollardan geçtiler. Bütün çocuklar gibi, Pal tünellerde nefesini tutmaya çalıştı ama dağları delip geçen bu tünellerin bazısı 10 dakikadan daha uzun sürüyordu. Arabada Pal, kardeşine yeni şapkasını gösterdi; koyu maviydi, önünde denizci arması vardı. Ingra şapkayı beğendiğini söyledi.

ferry.jpg

Vadinin tepesine geldiklerinde öğlen olmak üzereydi. Anneleri, uzun yıllar önce buraların düzlük olduğunu, yer kabuğunun çok yavaş hareketiyle sıkışıp yükselerek bu muhteşem dağları oluşturduğunu anlattı. Fakat, bu tabakalar çok kırılgandı, tepelerinden sürekli ufalanıp aşağı yuvarlanıyorlardı.Yürürken korunmak için dikkat etmeleri gerekiyordu. Yuvarlanan taşların çıkardığı ses ve vadideki yankıları adeta bir müzik oluşturuyordu. Nefis dağ manzaralı patikadan yürürken, Ingra kendini neden yalnız hissettiğini düşündü, sanki bir eksiklik vardı.

pal2.jpg

İlerledikçe daha ilginç şeyler gördüler: kaya kütlesinin altından bir yeraltı nehri dışarı fışkırıyor, kayalıklarda derin bir kanyon yarığı açtıktan sonra, önce köpüklerle kabarıp, sonra sessiz cam göbeği bir gölet oluşturuyordu. Kanyonu gösterek,

- Burası jeoloik zamanda yükselmiş olmalı, dedi babaları, "Nehrin böyle hızlı aşındırmasının nedeni bu olmalı."

İki kardeş kanyonun kıyısından suya taş atmaya başladılar; kim daha uzağa atacak diye yarışıyorlardı. Anneleri tam "dikkat edin" diye seslendiği sırada, Ingra boşluğa bir şeyin düştüğünü görüp çığlık attı. Neyse ki düşen yalnızca Pal'in yeni şapkasıydı.

Şapkanın köpükler arasında yol aldığını gördüler. Aşağı inip, yaklaştıklarında, şelalenin çıkardığı ses konuşmayı imkansızlaştırıyordu.




Babaları şapkayı işaret etti; buz mavisi gölcüğe ulaşmıştı. Hemen oraya koştular, uzun bir sopa bulup uzanmaya çalıştılar ama şapka tekrar akıntıyla sürüklenmeye başladı ve gölcüğü terkedip kayaların altında tekrar yeraltına giren nehirle birlikte, hızla gözden kayboldu. Babası, Pal'i neşelendirmeye çalışarak,

- Nehir en sonunda şapkayı ait olduğu yere, denize ulaştıracak, diye güldü.

Pal gülümseyerek can sıkıntısını gizlemeye çalıştı.

e72likens.jpg

Aşağı vadi farklı bir görünümdeydi. Vadinin yamaçları ağaçlarla kaplıydı. Ingra, bu güzel resimde neyin eksik olduğunu düşündü. Babaları,

- Sıra halinde devrilmiş ağaçlara bakın, çığlar devirmiş bunları, dedi.

Vadinin tabanı likenlerle ve sararmış çimlerle kaplıydı. Ama koyun ve ineklerin otlağa çıkması için henüz erkendi; sadece ahırlardan moo sesleri duyuluyordu.

Ahırların çatısından sarkan buzlar kutupların soğuk nefesinin çok uzakta olmadığını hatırlatıyordu. Çocuklar buzlardan koparttılar. Ingra yine o yalnızlık duygusuyla ürperdi.

e72pond.jpg

Vadinin en aşağıları ılık ve yeşildi. Tepelerde eriyen kar daracık dereler oluşturarak bütün vadiyi sulayıp, aşağılarda, nehirlere doğru akıyordu. Ama her yeri kaplayan çamur yürümeyi zorlaştırıyordu. Pal burada yürümenin hiç de eğlenceli olmadığından şikayet ederken, Ingra incecik bir kuş sesi duydu. Durup kuşun şakımasını dinlediler. Bu minicik konser içlerini aniden mutluluk doldurmuştu.

- Teşekkürler minik kuş, sana da merhaba! diye seslendi Ingra.

Sonra annesine dönüp gülümseyerek,

- Yukarı vadide neyin eksik olduğunu anladım, dedi.

- Evet, kuşların gelmesi için henüz erken, dedi annesi.

Kardeşine doğru neşeyle koşarken,

- Bu minik dostlarımız olmasaydı, Dünya ne kadar sessiz olurmuş, diye bağırdı Ingra.


DOĞA & HAYVAN ÖYKÜLERİ - HOME PAGE