|
TROPIKAL ADANIN YALNIZ KEDİSİ
Lara varlıklı bir ailenin tek çocuğuydu. Babasının işleri yüzünden, kısa süreliğine, Karayip Denizi'ndeki bir ülkede kalıyorlardı. Lara ve annesi sık sık bu safir mavisi denizdeki adalara kısa geziler yapıyorlardı. Lara uzun bir yaz tatilinde gibi hissediyordu kendini, ama tayfun mevsimi sonbaharda bu adaların tropikal fırtınalarla nasıl dövüldüğüne de şahit olmuştu.
Tonka, turist gemilerinin sık uğradığı bu adalardan birinin tek kedisiydi. Eksik bilgilerle onu yanlarında adaya getiren turist aile onu burada terketmek zorunda kalmıştı.
Tonka'nın kocaman kulakları ve patileri onun iyi bir avcı olduğunun göstergesiydi. Bu adadaki bir kuş türünü kolaylıkla avlayabiliyordu. Çünkü bu kuşlar kedilerle hiç karşılaşmadığı için savunma becerileri de gelişmemişti. Yani, Tonka hiç aç kalmıyordu, hatta kuşları eğlence olsun diye bile avlıyabiliyordu. Fakat hiç arkadaşı yoktu, çok yalnızdı. Bazen otellerin yanına gidip turistlerle arkadaşlık ediyordu. Ama hepsi, eninde sonunda, veda edip gidiyordu.
Tonka terkedildiği için küskündü. Sahibi küçük kızın onu bırakmamak için ağlayıp direndiğini de öğrenemezdi. Aslında o Londra'da doğmuş, aileyle buraya gelmişti ama birçok ülkeden Avrupa'ya gelen kediler 6 ay karantinada kalmak zorundaydı.
"Böyle özgür bir hayvanı uzun süre hapsetmek işkence olur" diye ikna etmişti babası küçük kızı.
Tonka'nın iyi hatırladığı şeyler vardı: evinin kokusu, ailenin ve özellikle küçük kızın kendisini ne kadar çok sevdiği gibi. Eski evinin penceresinden dışarıyı seyreder, yağmur ve bazen kar yağarken şöminenin yanında uyuklardı. Tabii burada, tropiklerde, hiç kar yağmazdı.
|
|
Tonka burada yalnız yaşamaya başlayalı yıllar geçmişti. Son zamanlarda avlayacak kuş bulmak zorlaşmıştı, her seferinde ormanın daha derinlerine gitmek zorunda kalıyordu. Savunmasız avını çok hızlı tükettiğini, yavrular büyümeden avladığı için kuşların çoğalamadıklarını anlayamazdı tabii. Zaten plansız yapılan otel ve golf sahaları yaşam alanlarını bozduğu için kuşların hızla azalmakta olduğunu da.
|
|
|
Ormanın içerilerine kadar girmek tehlikeli olduğu için Tonka, av bulamadığı günlerde otellerin yanına gidiyordu. Bazı turistler yiyeceklerini onunla paylaşacak kadar cömertti. Yine böyle bir gün, bir tatil köyünün palmiye ve hindistan cevizi ağaçlarıyla kaplı bahçesine girdi. Burada genellikle, hareket eden herşeyi kovalayan gürültücü çocuklar olurdu.
Tek başına oynayan sessiz bir kız görünce usulca ona yaklaştı. Kızıl saçlarının üzerine eski sahibi gibi güzel bir şapka takmıştı. Tonka onu ürkütmemek için kibarca miyavladı. Kız cevap vermedi ama Tonka'yı görünce gülümsedi. Bu yeterliydi, Tonka hemen yaklaşıp onun bacaklarına sürünmeye başladı.
Genç kız Lara'dan başkası değildi. Tonka'yı okşamak için eğildiğinde gözlerinin içine baktı, ve onun yalnızlığını hemen anladı. Onu kucağına alıp bir banka oturdu. Bu yeni bir dostluğun başlangıcıydı. Tonka bütün öğleden sonra onunla birlikte dolaştı. Nedense Lara diğer çocuklara yaklaşmadı, onlarla konuşmadı bile, yalnızca değişik yapraklar toplamaya devam etti.
Bir süre sonra şık bir hanım yanlarına geldi ve Lara'ya sarıldı. Sonra konuşmak yerine elleriyle bir takım işaretler yapmaya başladı. Lara da ona zarif el hareketleriyle cevap verdi. Biraz sonra yüzü asılınca Tonka onun üzüldüğünü anladı. Şık bayan bir süre düşünüp telefonla birilerini aradı, uzun uzun konuştu. En sonunda dönüp gülümseyince, Tonka kabul edildiğini anladı. Annesi, şanslı bir durum olduğunu anlattı Lara'ya: bir yıllığına gittikleri ülke kediyi kabul ediyordu. Daha da güzeli, oradan İngiltere'ye götürebileceklerdi. Bu arada aşılarını yaptırıp gerekli evrakları hazırlayabilirlerdi.
O günden sonra Lara ve Tonka hiç ayrılmadılar. Lara küçük bir köpek gibi, gittiği her yere onu da taşıdı. Mırıltısının sesini duyamasa da Lara onun mutlu olduğunu anlayabiliyordu. Tonka da, işaret dilini anlamasa da Lara'nın ellerinin, parmaklarının uyum içinde hareket edişini izlemeye bayılıyordu. Lara'nın mutlu olup olmadığını hemen hissediyordu.
En sonunda, Lara'nın güzel evine yerleştiklerinde, Tonka tekrar Londra'ya döndüğünü hiç öğrenemedi. Zaten bunun önemi de yoktu. Çünkü kediler için evi önemlidir ve her evin kokusu farklıdır.
|
|
|
|